Excerpt for Toprağın Hikayesi by , available in its entirety at Smashwords













TOPRAĞIN HİKAYESİ















İbrahim SARI

Toprağın Hikayesi

Copyright © 2017, (İbrahim SARI)

Tüm hakları yazarına aittir. Yazarın izni alınmadan kısmen veya tamamen çoğaltılması veya farklı biçimlere çevrilmesi yasaktır.

BİRİNCİ BASKI: 2017

Yayınevi Adresi:

NoktaE-Book Publishing

Aşağı Pazarcı Mah.1063 Sokak.No:7

Antalya / TÜRKİYE

Iletişim: noktaekitap@gmail.com

Web:http://www.noktaekitap.net

Bu kitabın tüm hakları ve sorumluluğu İbrahim SARI’ya aittir..

Kapak: NOKTA E-KİTAP

Yayınlayan: NET MEDYA YAYINCILIK

Nokta E-Book International Publishing









KARA TOPRAK

Dost dost diye nicesine sarıldım

Benim sadık yarim kara topraktır.

Beyhude dolandım boşa yoruldum

Benim sadık yarim kara topraktır.


Nice güzellere bağlandım kaldım

Ne bir vefa gördüm ne faydalandım

Her türlü isteğim topraktan aldım

Benim sadık yarim kara topraktır.


Koyun verdi kuzu verdi süt verdi

Yemek verdi ekmek verdi et verdi

Kazma ile dövmeyince kıt verdi

Benim sadık yarim kara topraktır.


Ademden bu deme neslim getirdi

Bana türlü türlü meyva yetirdi

Her gün beni tepesinde götürdü

Benim sadık yarim kara topraktır.


Karnın yardım kazma ile bel ile

Yüzün yırttım tırnak ile el ile

Yine beni karşıladı gül ile

Benim sadık yarim kara topraktır.


İşkence yaptıkça bana gülerdi

Bunda yalan yoktur herkesler gördü

Bir çekirdek verdim dört bostan verdi

Benim sadık yarim kara topraktır.


Havaya bakarsam hava alırım

Toprağa bakarsam dua alırım

Topraktan ayrılsam nerde kalırım

Benim sadık yarim kara topraktır.


Dileğin var ise Allah'tan

Almak için uzak gitme topraktan

Cömertlik toprağa verilmiş Hak'tan

Benim sadık yarim kara topraktır.


Hakikat ararsan açık bir nokta

Allah kula yakın kul Allah'a

Hak'kın hazinesi gizli toprakta

Benim sadık yarim kara topraktır.


Bütün kusurlarım toprak gizliyor

Merhem çalıp yaralarım düzlüyor

Kolun açmış yollarımı gözlüyor

Benim sadık yarim kara topraktır.


Herkim olursa bu sırra mazhar

Dünyaya bırakır ölmez bir eser

Gün gelir Veysel'i bağrına basar

Benim sadık yarim kara topraktır.


Aşık Veysel








ÖNSÖZ

Toprak insanlara ihanet etmez; ne ekersen o çıkar. Ufacık bir tohumdan ne ağaçlar, meyveler, sebzeler, çiçekler çıkıyor. Yayla bahçemizde toprağın üstünde otururken avucuma aldığım bir avuç toprak bana çok şeyler anlatıyor. Alıyor veriyor, ekiyorsun, gübresini, suyunu, “SEVGİNİ” verdikten sonra; sana istediğin her türlü sebzeni, meyveni veriyor.

Toprağın doğum yapması olarak düşündüm; canlıların doğduğu gibi evrenin akıl almaz düzeni. Güneş, toprak, yağmur; gece, gündüz; mevsimler, yıllar… hepsi sistemin içinde birbirini izliyor. Sanki oyun oynuyor evren. Bu oyunun büyük yeri ve rolünü düzenli bir şekilde yapıyor “Ol” emri gibi. Toprak her gün güneşle uyanmıyor mu? Kışın da kar yağınca toprağı örtüp karla kapladığında toprağın uyuduğunu ve baharda tekrar uyanacağını düşünerek. Evrendeki her canlının bir yerde dinlendiğini, uykuya sessizliğe dalmasını ve son söz zamanı geldiğinde “insan toprakta dinlenmeye çekilirken…”

İşte ilk însan, Adem iç ve dış âlemi bünyesinde toplamış böyle bir çekirdektir. O çekirdekten, “İnsanlık Âlemi” zuhur etmiştir. Sanki Havva ile birleşerek; Havva Annemiz ‘toprak’ olmuş, Âdem’in özü de ‘tohum’…

O tohumdan büyük bir ağaç olmuştur. (100) Bir tohum ya da bir çekirdek toprağa ekilse büyük bir ağaç olur. Binlerce çiçek açar. Çiçeklerin bir kısmı dökülür. Geriye kalanlar, tatlı meyveler olur. Ve bunlardan yüzlerce çekirdek oluşur,..Bir tek çekirdek, binler olur!…

İşte ilk çekirdekten, ilk İnsan (Beşer-Âdem)’bir’ iken, ‘bin’ olmuşun. Örnek olarak ağaçtan verilen maksat, çekirdektir. Ağacın meyvesidir. ‘Bir’ çekirdeğin ‘bin’ olmasıdır. İnsan’dan maksat, çekirdeğin oluşmasıdır. Bir çekirdek bin, bir insan da bin olduğuna göre ,’Kemâl- Kutsallık’ takyid edile­me?,, yani sınırlanamaz.

Bir Kâmil de bin olur. Bu nedenle nasıl ki, İlk çekip dek’ten türeyen çekirdekleri inkâr edemiyoruz ve çekirdeklerden de sağlam olanları seçip, tekrar ekip çoğaltabiliyoruz. Bunun gibi, “irşâd” konusunda da İlk İnsan, Tanrının Kutsal Ruhu’nu taşıyan ‘Kâmil İnsan-Âdem’in çocuklarından da isti­datlı (yetenekli) olanları da Allah’ın Yolu’nda yetiştirip ‘însan-ı Kâmil’ yapmak mümkündür.

Meyveler, koruklardan oluşur. Çiğ koruktan, pişkin meyve olur. ‘Çiğ’ insandan da ‘Pişkin İnsan’ oluşur. Yeter ki İnsan, “İnsanlığım” bilsin. İnsan, Kâmil-Olgun İnsan olmak istersin. Bu nedenle, Hak’kın Hazinesi İnsan’dır.

Bu hazine hiç kimsenin tekeline verilmez. Her însan bir çekirdektir (Yeter ki çekirdek bozulmamış olsun; ekilebilir, sağlam çekirdek olsun). Her çekirdekten de bir ağaç meydana gelir,

Bir kâmil İnsan’ın mektebinden de (dergâhından) bin Kâmil zuhur edebilir.

Bu nedenle, kutsallık. Yücelik bir veya birkaç İnsana tahsis edilemez. Tahsis edilirse, yani özelleştirilirse, durum gerçekkaynağın, kaybeder. Tabulaştırma (putçuluk)başlar.

(100) Varlık ağacı bîrdîr.Kökü Ahadiyet, dalları mertebeler ,Meyvesi insan-ı Kâmil’dir. Hepsi de O Tek ve Kenarsız Ezeli ve Ebedi olan Nur-Işık deryası Tanrı’dır. “Allah bir, Resul Hak” deyiminin gerçek anlamı bu mânayadır.

Yani Vücut-Varlık Bir, Kâmil-Olgun insan gerçek demektir. Var bir, belirtisi yedi’dir gerçeğine bir tek deniz ve birbirine bağlı sahile doğru uzanan ‘yedi dalgayı örnek verebiliriz. Bu Yedi mertebenin sırrı, Tanrı Nuru’nun altı renkte belirmesindendir. (VARLIK ve GÜNAHSIZLAR’dan)





GİRİŞ

Toprak gibi insanlar da çeşit çeşit. Kazma darbelerine aldırış etmeyen ve kendinden ödün vermeyen topraklar var. Çok gevşek, daha dokunurken ufalıverenler var. Aylarca uğraştığımız halde tohumu tomurcuğa dönüştüremeyen toprağın yanı sıra kendiliğinden verime dönüşen, türlü renkleri bağrında yetiştiren topraklar var.

Karadır bazı yörelerin toprak rengi, taş ve kayaların arkasına saklanmıştır adeta. Kimi yerde suyla iç içe çamur halinde toprak, kimi yerde sarp kayalıkların dehlizlerinde saklanır toprak. Bazı yerlerde olduğu gibi durur belki de yıllarca. Bazılarında ise tutunamaz toprak, akar bir yerlere doğru gider.Bir verip yetmiş alırsınız bazen ama on verip bir alamadığımız topraklar da var. Kimi toprak yıllarca taşır bağrında yetişen gülün kokusunu. Kimi yabancıdır gülden ve onun kokusundan.İnsanlar da farklı farklı. Kimi sert kayalar gibi, kimi yumuşak. Sevecen kimi, bazılarının yıllarca dinmez kini. Bazıları vermeye kimileri ise almaya doymaz bir türlü.

Kimi hep önde olmak, tek olmak, belirleyici olmak isterken kimileri kalabalığın içinde kayıp olmayı tercih eder.

Kimi insanlar hep var olmanın, daha da büyük olmanın uğraşındayken kimileri hiç olmanın, yok olmanın sevdasını çeker. Kimi kurnaz, dünyayı idare ediyor zannederken kimileri eğmiş boyunlarını emre hazır duruyor.Evet, insan geldiği toprak gibi çeşit çeşit. Bu yüzdendir ki sık sık toprakla buluşmalı insan dokunmalı, hissetmeli, konuşmalı toprakla. Zira kaynağımız ve geldiğimiz yer orası ve dahi gideceğimiz yer orası.

Bunun içindir ki mezarlıklar hayatımızın bir parçası olmalı. En sık zaman geçirdiğimiz alışveriş merkezleri (AVM) arasında yer almalı mezarlıklar. Evet, mezarlıklarla alış veriş halinde olmalıyız. Dokunmalı, anlamalı, hissetmeli ve konuşmalıyız yerin altındakilerle. Yerin üstündekilerle kavgamızı yerin altındakilerle kuracağımız samimi iletişimle dengelemeliyiz.

Unutmayalım ki sınırlı halimizin sınırsız alemle yüzleştiği, var olmakla yok olmanın ince çizgisinin yakalandığı yerdir mezarlar. Bütün kavgaların boşa çıktığı, sonsuzluğun bize kapılarını açtığı, bizi kuvvetlendirdiği, olgunlaştırdığı yerdir mezarlıklar.

Nasıl ki ekmeği bilmekle karın doymaz. Mezarlıkları bilmek yetmez onları yaşam alanımızın içinde tutmak, yaşamak ve yaşatmak gerek.

Usta Yunus mezarlıkta yatanları tasvir etmiş ya bir dörtlüğünde:

Yunus der ki, gör takdirin işeri,

Dökülmüştür kirpikleri kaşları,

Başları ucunda hece taşları,

Ne söylerler, ne bir haber verirler.

Yerin altındakilerin hallerini yerin üstündekilere aktarmak için dile getirilmiş enfes bir tasvir bu. Ve her defasında yüreğini titretiyor insanın ve sonsuzlukla imtihan ediyor yeniden.

Yunus’un tasviri kendimize çeki düzen vermek için yerin altındakileri tamamen fonksiyonsuz gösterse de biz biliyoruz ki yerin altındakiler esasen yok olmuş, hiç olmuş değiller. Belki bedenleri fonksiyonu kayıp etmiştir ama ruhları hesap gününü bekleyecektir. Dolayısıyla yerin üstü kadar hareketlidir, canlıdır, inişli ve çıkışlıdır, yerin altı.

Zira her ne kadar hiçliğin başladığı yer olsa da mezarlar, her şeyi bu hiçliğin içinde saklarlar. Yani ki her şey “hiç”in içinde vardır.Bu kadar mezarlardan söz edip Fatih Sultan Mehmet’in gözde hocası Akşemseddin Hazretleri’ninmüthiş dörtlüğünü dile getirmemek olmaz.

Dü cihanda tasarruf ehlidir ruh-u veli,

Dime kim mürdedir, bunda nice derman ola,

Ruh şimşir-i Hüdadır ten gılaf olmuş ona,

Dahi a’la kar eder, bir tığ ki, üryan ola.

( Evliyaullah iki cihanda tasarruf ehlidir,

Bu ölüdür bundan nasıl derman olur deme,

Mevlanın kılıcıdır, vücudu ona kılıf olmuştur,

Aynen kılıç ki çıplak olduğu zaman daha fazla tesir eder. )

Dr. İlhami Fındıkçı

















TOPRAK ve İNSAN

Çin atasözü bir gün mutlu olmak için yemenin içmenin, bir hafta mutlu olmak için tatil yapmanın, bir ay mutlu olmak için evlenmenin, ömür boyu mutlu olmak için toprakla ve ömür boyu mutsuz olmak için insanlarla ilgilenmenin gerektiğini söylemektedir. Bu sözün özünde insani ilişkilerin güçlüğü vurgulanmaktadır.

2007 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nde yapılan araştırmada en depresyona neden olan meslek grupları olarak, birebir insan ile ilişkilerini içeren ahçılık, barmenlik ve hekimlik sıra ile en önde yeralmıştır. Aynı araştırma en az depresyona neden olan meslek grupları olarak, birebir insan ile ilişkilerini içermeyen inşaat mühendisliği, makine mühendisliği en ön sırada yer almıştır. Bu araştırmanın özü de insani ilişkilerin güçlüğünü vurgulamaktadır.

Sessiz, sakin bir şekilde ona verileni bekleyen, ihtiyacından fazlasını talep etmeyen ve ona verilen kadar ürün sunan toprakla ilgilenmek kuşkusuz daha kolay gözükmektedir. En kısa sürede verilecek hizmeti bekleyen, kendisine sunulacak hizmetten en üst düzeyde memnun olmayı talep eden insanlarla ilgilenmek ise, kolay gözükmemektedir.

Merak içinde olan, güvenmek isteyen ve sağlığına yeniden kavuşmayı bekleyen hastalar ile ilgilenmek ise, hiç kolay gözükmemektedir. Sağlık hizmeti veren meslek gruplarının işlerinin bu anlamda zorluğunu göz ardı etmek mümkün değildir.Çin atasözü toprak ve insanı karşılaştırmaktadır. Bu karşılaştırmayı fikirsel olarak geliştirmek olasıdır. İnsan ve toprak karakterleri itibari ile birbirinin zıttıdır. Toprak huzurludur. Toprak sessizdir. Toprak sakindir. Toprakla ilgilenmenin getirdiği mutluluğun temeli budur. Her insan toprağa ait karakterin, bir parça da olsa, zıtlıklarını barındırmaktadır. İnsanlarla ilgilenmenin getirdiği mutsuzluğun nedeni budur. Toprağın insanla, insanın toprakla zıt düşmeyen kaderi de vardır. Yağmursuz kalan toprak önce kurur, sonra çatlaklar belirir üzerinde, zamanla yarıklara dönüşür. Toprak belki endişelenmeye başlar. Toprak belki ağlamaya başlar. Toprak belki telaşlanmaya başlar. Kısa bir süre sonra katı bir taş yığınına dönüşecektir. Toprak hastalanmıştır. Rahatsızlanan insan önce solar, sonra bir donukluk belirir gözlerinde, zamanla çaresizliğe dönüşür. İnsan endişelenmeye başlar. İnsan ağlamaya başlar. İnsan telaşlanmaya başlar. İnsan korkmaya başlar.

Kısa bir süre sonra katı bir toprak yığınına dönüşecektir. İnsan hastalanmıştır.

Hayat, hedef mutluluk olarak ele alındığında, görünen mutsuzluklar içinde mutluluğu yakalayabilme sanatı olarak tanımlanabilir. Hayat, hedef zorlukları yenmek olarak ele alındığında, zorluklarla başa çıkma sanatı olarak anlatılabilir. Hayat, hedef insanlığa faydalı olma sanatı olarak ele alındığında, insana hizmet etme sanatı olarak ifade edilebilir. Sağlık hizmeti veren meslek gruplarının bu noktada çok ayrıcalıklı olduğu kesindir. Bu bakış açısı ile, yardım bekleyen, güvenmek isteyen, tedirginlik ve korku içinde olan insanlara, hastalara, tüm zorluklara rağmen hizmet etmek mutluluk kaynağı olarak değerlendirilebilirse, sağlık çalışanı olmanın ayrıcalığını hissetmek mümkün olacaktır.

















TOPRAĞIN Ö

Toprak muhteşem bir varlıktır. Canlıdır. İçinde çok sayıda canlıları barındırmaktadır. Ayak bastığımız bir toprakta yaklaşık olarak otuz beşle kırk iki adet farklı canlı türü etkileniyor.

Toprağıkendilerine ev yapan canlılar; karıncalar, köstebekler, solucanlar, solucanlar, böcekler, kırkayaklar, nematodlar, kollemboller, rotatorlar, amipler, tesbih böcekleri, toprak pireleri, yumuşakçalar, örümcekler, kamçılılar, bakteriler, mantarlar ve alg cinslerinin çok sayıdaki türleridir. Ayrıca bir avuç toprak içerisinde milyarlarca bakteri bulunmaktadır.

Toprak, bünyesindeki canlı ve cansız varlıklarla birlikte muhteşem bir sistemdir. Cansız varlıklar ise çok sayıda elementten oluşmaktadır. Bunlar oksijen, silisyum, alüminyum, demir, kalsiyum, sodyum, potasyum, magnezyum, titanyum, fosfor, azot, kükürt, demir, çinko, bakır, mangan, bor, molibden, klor gibi elementlerdir.Toprak fabrika gibidir. Sürekli üretim yapar. Solucanlar toprağın cansız olan kısmını yer ve dışkısı ile o toprağı bitkiler için faydalı hale getirir. Toprakta boşluklar oluşturur. Boşluklara su ve hava dolmasını sağlar. Bakteriler ve diğer parçalayıcılar bitki ve hayvan atıklarını parçalayarak bitkilerin kullanabileceği hale getirir.

Toprakla insan bedeni arasında benzerlik dikkat çekici oranda fazladır. Yaratılışından dolayı topraktaki bu muhteşem sistemle insan bedeni arasında büyük benzerlikler vardır. Her ikisi de oksijen alıp karbondioksit veriyor. Aynı elementleri taşıyorlar. Oksijen, karbon, azot, kalsiyum, potasyum, sodyum, kükürt ve daha fazlası her ikisinde de bulunuyor.

Toprak, ana kucağına benzer, bütün canlılar gibi insanoğlu için de ana kucağı gibidir. Şüphesiz insan bedeni topraktan yaratılmıştır. Hazreti Allah Kur’ân-ı Kerîm’de birçok surede insanları topraktan yarattığını bildirmiştir.

Sizi topraktan yaratması, onun uluhiyyetinin delillerindendir. (Rum 20)”, “Sizi yerden [topraktan] o yarattı. Ve sizi o yerde yaşattı. (Hud 61)”, “Biz insanı, kuru bir çiğ çamurdan, şekillenmiş balçıktan yarattık. (Hicr, 26)”, “… O sizi bir çamurdan yarattı. (Enam, 2)”, “Şanım hakkı için biz insanı çamur hülasasından yarattık. (Müminun,12)” ,“insanı, balçıktan yarattı. (Rahman,14)”

Toprak, canlıları sadece bağrından çıkarmakla kalmıyor, onları ömrü hayatı boyunca ana şefkati ile büyütüyor, besliyor. insanlara açtıkları bağırlarını bitki tohumlarına da açıyorlar.

Kısacası toprak;

Bitkilerin gelişmesi için doğal bir ortamdır.

Üzerinde bitkilerin büyüdüğü, içerisinde mineral ve organik maddeler ile canlı organizmalar bulunduran sürekli değişim halinde bir yapıdır.

Bitkilere durak görevi yapmaktadır.

Toprağın oluşumunda iklim, organizma ve zamanın etkisi büyüktür.

Toprak Oluşumu

Kayaların toprağa dönmesine toprak oluşumu denilmektedir. Burada kaya terimi yerine “toprak ana materyali” terimi kullanılmaktadır. Aslında kaya ile toprak ana materyali arasında fark vardır. Toprak oluşunda, önce kayalar toprak ana materyaline dönüşmekte ve sonra da toprak ana materyalinden, toprak meydana gelmektedir.

Bu sırada fiziksel, kimyasal ve biyolojik olaylar meydana gelir. Bu olayların etkisiyle kayalardan toprakların meydana gelişi sırasında parçalanma ve ayrışma olmaktadır. Parçalanma ve ayrışma sonucunda toprak ana materyalini oluşturan kayalar ve mineraller daha küçük parçalara bölünür. Bu şekilde de yeni maddeler oluşur.

Toprağın oluşumu.

Toprağı Oluşturan Ana Maddeler

Bir miktar toprak incelendiğinde, katı maddelerin yanında boşlukların var olduğu görülmektedir. Toprağın hacimsel olarak yaklaşık yarısı katı maddeden ve yarısı da boşluklardan oluşmuştur. Bu boşluklar içerisinde de havanın ve suyun var olduğu tespit edilmiştir. İşte topağın yapı unsurlarının değişik toprak tiplerine göre farklı oranlarda bir araya gelmesi sonucu temel yaşam kaynağı olan toprak ortaya çıkar.Toprağı oluşturan yapı unsurları temel olarak beş kısım altında incelenmektedir.

Toprağın İnorganik Yapı Maddeleri

İnorganik maddeler:Kimyasal yapı ve büyüklük bakımından değişiklik gösteren mineraller ve kaya parçalarıdır.

Mineral maddeler: Doğal halde bulunan, düzenli atomik yapıya sahip homojen inorganik bir maddedir.

Kayalar: Bir veya daha fazla mineralden oluşan doğal inorganik bir yapıdır. Bu şekilde çok sayıda mineraller belli oranlarda bir araya gelmek suretiyle kayaların temel bileşimlerini oluşturur.

Toprak Organik Maddeleri

Organik maddeler bitkisel ve hayvansal kalıntılardan meydana gelmiştir, en önemli özelliği dinamik olmasıdır. Organik maddeler gerek toprak oluşumunda, gerekse toprak özellikleri üzerinde etkilidir. Toprağa esmer rengini verirler. Toprak organik maddesinin esas kısmını humus oluşturur. Humus, oldukça dayanıklı, kahverenkli olup bitkisel ve hayvansal kalıntılardan meydana gelmiştir.

Organik maddelerin miktar ve özellikleri toprağın önemli karakterlerinden biridir. Toprağın fiziksel, kimyasal ve biyolojik özellikleri üzerinde etkilidir.

Toprakta Hava

Toprağın su ile dolu olmayan gözeneklerinin tamamına yakınında hava bulunmaktadır. Yoğun şekilde sulamanın ardından topraktaki hava önemli ölçüde azalacaktır.

Havalanma, bitki gelişim ortamının uygunluğunun belirlenmesinde kullanılır. Toprak havası atmosfer havasının bir devamı olup, atmosfer havası ile toprak havası arasında devamlı bir değişim söz konusudur. Böylece toprak havası sürekli olarak yenilenmektedir.

Toprak havasının bileşimi atmosfer havasındakine benzemektedir. Ancak, toprak havasında atmosfer havasındakinden yaklaşık 10-20 kat kadar fazla karbondioksit bulunmaktadır. Çünkü, bitki kökleri ve mikroorganizmalar gelişirken solunumlarında oksijen kullanılmakta ve bunu karbondioksit halinde geri vermektedir.

Killi topraklarda bitkiler için yeterli havalanmanın sağlanması mümkün değildir. Kil taneleri birbirleri ile sıkı bir şekilde birleştiklerinden havalanmayı sağlayan boşluklar azalır. Bunun sonucunda toprakta havalanma oranı düşer. Havalanma oranının artırılması amacıyla organik madde, perlit, kum gibi gevşetici materyaller eklenmelidir. Killi toprakların hava kapasitelerinin artırılmasında bitki artıkları, ahır gübresi veya turba şeklindeki organik madde uygulamaları yapılabilir. Bu şekildeki uygulamalar sonucunda boşlukların hacmi artmaktadır.

Toprak havasının değişken olması iklim koşullarına ve toprak işleme sıklığına bağlı olarak değişir. Uygun zamanda ve sıklıkta toprak işleme genellikle sıkı yapılı toprakların hava kapasitesini artırır. Ancak çok sayıda yapılacak toprak işleme, toprağın toz haline dönüşmesine neden olur. Bu da toprakta boşlukların azalmasına yol açar.

Ayrıca iklim olaylarında yağmur damlalarının etkisi de önemlidir. Toprağa çarpan yağmur damlaları toprak taneciklerini küçültür. Yüzeyde sıkışmaya böylece de hava kapasitesinin azalmasına neden olur.

Toprak havasının en önemli bileşenleri azot, oksijen ve karbondioksittir. Topraktaki bileşenler sabit olmayıp mevsime, sıcaklığa, toprak nemine, toprak derinliğine, kök gelişimine, mikrobiyal aktiviteye ve toprak yapısına bağlıdır.

Toprak Suyu

Toprağın sıvı fazını oluşturur. Toprağa düşen yağmur suları ve sulama sonucu toprağın içine giren su, toprak içerisinde aşağı yukarı ve yanlara doğru hareket eder. Toprak içine giremeyen su ise toprak yüzeyinden akıp gider ve hatta yanında toprağın taşınmasına neden olur.

Bir arazi ortamında suyun izlediği yollar:

Toprakta su oranı arttıkça toprak içerisindeki boşluklar su ile dolacağından buralarda hava azalır. Bu nedenle toprakta bulunan su ve hava miktarının en iyi bitki gelişimini ve diğer toprak canlılarının yaşamına olanak sağlayacak tarzda dengelenmesi gerekir. Toprakta aşırı su noksanlığı ise bitki gelişimini ve tarımı sınırlayıcı etki yapmaktadır.

Toprakta fazla su, boşlukları doldururken, toprakta aşırı su noksanlığı bitkinin solmasına neden olur:

Toprak Canlıları

Toprakta hayat vardır. Toprakta bulunan canlılar bitkisel canlılar ve hayvansal canlılar olmak üzere iki grupta incelenir. Bitkisel canlılar içerisinde bakteriler, mantarlar, aktinomisetler ve algler yer almaktadır. Hayvansal canlılar ise protozoalar, nematodlar, solucanlar ve diğer canlılar adı altında gruplandırılır.Toprak canlıları toprakta çok az bulunur. Ancak toprak oluşumu ve bitki gelişimi açısından önemlidir. Çeşitli organik bileşikler ve salgılar üretmek suretiyle toprakta sayısız dönüşüm olayı gerçekleştirir. Bu şekilde bitki besin elementleri daha elverişli forma çevrilirken, bitki için en iyi toprak formu da elde edilmiş olur.

Toprakların Sınıflandırılması

Topraklar, katmanlarının sayısına ve çeşidine, içerdikleri çakıl, kum, kil oranına, mineral miktarına, organik madde miktarına, tuz miktarlarına ve diğer önemli görünümlerine göre incelenerek sınıflandırılabilir. Toprakları inceleyen bilime pedoloji denir. Pedolojinin kökeni Rusça’dır. Ped; toprak, logy ise bilim anlamı taşır.

Toprakların kendi aralarındaki ilişkilerini anlamak için onları gruplandırmalıyız. Farklı koşullarda oluşan topraklar çeşitli özellikler gösterir. Toprak çeşitleri benzer özelliklerine göre sınıflandırılmalıdır.Toprakların sınıflandırılması; toprakların önemli özelliklerini hatırlamamıza, onlar hakkındaki bilgilerimizi birleştirmemize, bunların birbirleri ve çevreleri ile olan ilişkilerini görmemize yardım eder.

Belli bir bölgede ve belli koşullar altında oluşan toprakların genel özellikleri, aynı koşullara sahip olan başka bir bölgenin toprakları hakkında bize bilgi verir. Böylece belli bölgede yapılan tarımsal çalışmalar, toprağın verimlilik ve başka özellikleri hakkında elde edilen tecrübeler aynı sınıflandırmadaki topraklar için bir ön bilgi verebilir.

Toprakların sınıflandırılmasında genel olarak iki sınıflama sistemi yaygın olarak kullanılmaktadır.

I. Genetik sınıflama sistemi (Toprak oluş faktörleri esas alınarak yapılan sınıflama)

II. Özelliklere göre sınıflama (Toprak özellikleri dikkate alınarak yapılan sınıflama)

Genetik olarak sınıflama ilk olarak 1880 yılında Rusya’da ortaya konmuş daha sonra Avrupa ve Amerika’da kullanılmıştır.

Fakat son yıllarda ikinci grup sınıflandırma daha çok kullanılmaya başlanmıştır.

Genetik sınıflandırma: Fiziksel, kimyasal ve biyolojik faktörlerin etkisi ile ana materyalden oluşan topraklar, iklim, vegetasyon, ana materyal, topografya zaman şartları ve de bunların muhtelif kombinasyonlarının etkisi altında birçok çeşitler oluşturmaktadır.Bu çeşitli topraklar bir sınıflandırma altında incelenir. Bu sistemde en büyük kategoriye ordo ismi verilir. Topraklar üç ordoya ayrılarak incelenmektedir.

Zonal topraklar ordosu: Toprak oluşmalarında etkili olan iklim faktörleri tarafından belirlenir. İklimin soğuk, sıcak, ılıman ya da kurak oluşuna göre toprağın yapısında değişiklikler olmaktadır. Genellikle geniş alanların sınıflandırılmasında kullanılır.

Azonal topraklar ordosu:Dar alanlarda yayılan ve toprak oluşturan olayların tam etkisini göstermediği bölgeler için kullanılır. Burada daha çok ana materyalin özellikleri etkilidir.

İntrazonal topraklar ordosu: Burada iklimden çok çevre koşulları etkilidir.

Özelliklerine göre sınıflandırma:Morfogenetik sınıflama olarak da bilinir.

İlk olarak 1975 yılında kullanılmaya başlanmıştır. Tamamen arazide gözlenebilen ve ölçülebilen toprak özelliklerine göre yapılmıştır. Yeni sınıflama sisteminde altı grup oluşturulmuştur.

Toprak ordosu: Topraklarda yer alan egemen toprak oluş süreçlerinin çeşidi ve derecesine göre farklılık gösteren özellikler dikkate alınarak yapılır.

Toprak alt ordosu: İklim, ana materyal ve biyolojik aktiviteler ayırt edici özellik olarak karşımıza çıkar.

Büyük grup: Ordo ve alt ordo düzeyinde belirlenemeyen ve mevcut süreçler üzerinde ilave etkiler oluşturan toprak özelliklerine göre tanımlanmıştır.

Alt grup: Büyük grupların alt bölümleri olup büyük grubun esas kavramından olan sapmaları belirtir.

Toprak familyası: Bu gruba giren topraklar, bitki gelişiminde önemli olan ve toprak yönetimini ve kullanımını etkileyen fiziksel ve kimyasal özelliklere sahiptir. Bu özellikler genellikle toprak, su, hava ilişkilerini etkiler.

Toprak serisi: Farklı karakteristikler ve horizonların dizilişi bakımından aynı olan topraklar topluluğudur.



TOPRAK OLUŞUMUNA ETKİ EDEN FAKTÖRLER

Ana materyalin ufalanıp ayrışması ve belli oranlarda organik madde ile karışması sonucu meydana gelen genç toprak birçok faktörün etkisindedir. Genel olarak ana materyal, iklim ve organizmalar, toprak oluşturan faktörler olarak kabul edilir. Toprak, zamana bağlı olarak değişime uğrar ve belli bir gelişme döneminden geçer. Bu sırada topografya, özellikle erozyon ve su düzenini etkilemek suretiyle toprak oluşumunda belirleyicidir.

Ana Materyal

Toprağın meydana geldiği materyaldir. Toprak ana materyali olarak çoğu bilginler C horizonunu göstermektedirler. Ama bu kesin bir yargı değildir.

Toprak ana materyali, toprak oluşumu ve toprak sisteminin başlangıç devresini oluşturduğundan az çok ayrışmaya uğramış materyalden ibarettir. Materyalin yapısına ve çeşidine bağlı olarak toprakların oluşumu yavaş veya hızlı ilerler.

Toprak ana materyali toprak oluşumuna etki eden bağımsız bir faktör olarak kabul edilmemelidir.

Ana materyalin etkisi iklim, topografya, organizma ve zaman faktörleri ile birlikte düşünülmelidir. Örneğin, çok fazla yağış alan yerlerde toprak özellikleri temelde yağmura bağlıdır. İnsanların yoğun olduğu yerlerde toprak oluşumunda organizma etkilidir. Böylece aynı ana materyalden meydana gelmiş olan topraklar diğer faktörlere bağlı olarak farklı özellikler gösterir.

Topraktaki bitki besin maddelerinin çoğu ana maddeden geçmektedir. Bitki besin elementlerini bol miktarda içeren ana materyalden oluşan topraklar, benzer koşullar altında, besin elementlerince fakir ana materyalden oluşan topraklara oranla daha verimlidir.

Toprak, temel olarak iki çeşit ana materyalden meydana gelmiştir.

Mineral ana materyal: Sert kaya ya da minerallerden oluşmuştur.

Mineraller de kendi aralarında yerli ve taşınmış materyal olarak iki kısıma ayrılır. Sert kayaların yerinde ayrışması ile olgunlaşmış materyale yerli materyal, esas oluştukları yerlerinden taşınmış ve başka yerlerde birikmiş olan çakıl, kum, kil gibi materyallere taşınmış materyal denir.



Taşınmış materyaller de taşıyıcı etmenlere bağlı olarak kendi aralarında;

Su ile taşınmış materyal: Allüviyal ana materyal, dar ve düzgün olmayan şeritler halinde akarsuların kıyısında yer almıştır. Yapıları ince kilden, büyük kayalara kadar değişmektedir. İnce materyal su toplama havzasındaki arazinin yüzünden erozyonla aşınarak vadiye taşınır. Suyun akışı fazla olursa taşınma gücü fazladır. Fakat eğimin az olduğu yerlerde suyun hızı azaldıkça hem kaba materyal hem de ince materyal çökelir.

Rüzgârla taşınmış materyal: Çeşitli büyüklükte kumların, rüzgarın etkisiyle dik yamaçlara çarpması ve buralarda birikmesi sonucu olur. Kumullar özellikle tarım toprakları üzerinde fazla miktarda biriktiğinde, verimli tarım alanlarının üstünü örtmesi nedeniyle zararlı olabilir. Ama bunun yanında çukur alanları kapatmaları nedeniyle zaman zaman olumlu etki yapabilir.

Buzullarla taşınmış materyal: Çok eski zamanlarda kıtaların büyük kısımları buz istilalarına uğramıştır. Bu buz istilasının nedeni, sıcaklığın değişmesi ve yağıştaki değişimdir. Bu süre içinde sıcaklık düşmüş yağış artmıştır. Yazın sıcağı, kışın yağan kar birikimini eritmeye yeterli olamamış ve kar birikmiştir.

Karın kalınlığının artmasıyla basınç artmış ve yaz sıcağının etkisi ile karların kısmen erimesi sonucunda kar buza dönüşmüştür. Buzullar büyük merkezlerden etrafa itilmeğe başlanmış ve özellikle güney doğrultusunda hareket ederek geniş alanları örtmüştür. Buzlar hareketleri sırasında gerek oluştukları gerekse geçtikleri yollar üzerindeki materyali beraberinde taşımışlardır. Zamanla buzulların erimesiyle birlikte, taşıdıkları materyal belirli yerlerde terkedilmiş ve toprak oluşumunda etkili olmuştur.

Yer çekimi etkisi ile taşınan materyal: Tepelerin yüksek kesimlerinden kopan kaya parçaları ve taşlar yer çekiminin etkisiyle aşağıya doğru hareket eder. Tepelerin eteklerinde birikir. Yer çekimi etkisi ile taşınan materyale kollüviyal materyal denir. Bu tip materyaller genellikle kaba yapılıdır ve homojen değildir. Kimyasal ayrışmadan çok burada fiziksel ayrışma söz konusudur.Organik ana materyal: Bitki gelişmesinin fazla olduğu fakat su veya düşük ısı derecesi sebebiyle ayrışmanın yavaş bulunduğu yerlerde kısmen ayrışmış organik madde birikmeye başlar. Koşulların uygun olduğu her yerde meydana gelebilir. Organik madde yatakları Avrupa, Asya, Afrika, Amerika, Rusya ve Norveç gibi kuzey enlem derecelerindeki ülkelerde daha çok görülmektedir.

Kısacası tundra iklimine sahip yerlerde organik madde yataklarına sık rastlanır.

Organik maddenin bir yerde birikmesine yol açan temel koşullar şunlardır:

Eksik veya tam havasızlık,

Düşük sıcaklık derecesi,

Ortamda besin elementlerinin düşük düzeyde bulunması,

Su eksikliğidir.

Organik madde yataklarının bir yerde birikmesinde fazla su etkilidir. Taban suyunun yüzeye yakın olduğu yerler birikim için uygun koşullar oluşturur.

Burada yetişen bitkiler zaman içinde canlılıklarını kaybettiklerinde su içerisine düşer. Bitki kalıntıları, su birikintileri içerisinde mantarlar, anaerobik bakteriler, algler ve mikroskobik su canlıları tarafından ayrışmaları sağlanır. Daha sonra tabaka halinde birikir.

Organik toprak materyali peat ( pit ) ve muck ( mak ) adı verilen organik toprakların oluşumunda rol oynar. Organik topraklar % 50 – 80 peat ve % 20 – 50 muck içerir.

İklim

Toprağın fiziksel özellikleri iklim koşullarına bağlı olarak ortaya çıkmaktadır.

Genellikle yağışlı ve serin iklim kaba bünyeli, sıcak ve kurak iklim ise ince bünyeli toprakların oluşmasına neden olur. Sıcak ve kurak iklim parçalanmayı hızlandırmaktadır. Böylece oluşan ince bünye, yağışın az olması sebebiyle yıkanamamaktadır. Ancak yağışın fazla olduğu yörelerde ince parçacıklar kolayca yıkanarak derinlere taşınmaktadır.

Yağış miktarı ile toprak parçacıklarının kümeleşmesi arasında oldukça yakın bir ilişki vardır. Fazla yağış sonucu kil ve organik madde miktarı artmaktadır.

Suyun yapmış olduğu fiziksel etkiler ( yüzeysel akışın yaptığı erozyon ve donan suyun kayaları parçalaması ) toprak oluşumunda etkilidir.

Toprağı örten bitki örtüsü, erozyona karşı toprağı korur. Kurak bölgelerde bitki örtüsü olmadığından toprak rüzgârlar aracılığıyla taşınır. Ayrıca dik eğimli olan yerlerde, çıplak tepelerde su çabucak sellere dönüşür. Kısacası, su erozyonu sıcak ve eğimli yerlerde daha fazladır. Rüzgâr erozyonu ise düz ve kurak bölgelerde daha fazladır.

Kurak ve sıcak bölgelerde toprakta çözünme kolay olmakta ve çözünen kısımlar kolayca üst üste yığılarak derin profiller oluşturmaktadır.

Toprağın en önemli inorganik unsurları iklime bağlı olarak değişim gösterir. Toprak organik maddesi nemli ve serin bölgelerde kolayca ayrışmadığından yığılmakta, sıcak ve kurak bölgelerde ise organik madde hızla ayrışarak düşmektedir. Kısacası, yağış ve sıcaklık miktarı arttıkça toprakta kil mineralleri miktarı artmaktadır.

Toprağın kireç içeriği yağışlı bölgelerde yıkanma sonucu azalır. Kurak bölgelerde ise toprakta kireç birikir. Yağışın fazla olduğu serin iklimlerde toprakta oluşan tuzlar kolayca yıkanmakta, sıcak ve kurak iklimlerde ise tuzlar birikmektedir.Farklı bitki örtüsü toprakların oluşumunda etkilidir. Fazla yağışlı sıcak bölgelerde orman, kurak bölgelerde bozkır bitki örtüsünü görmekteyiz. Bu şekilde de farklı toprak tipleri ortaya çıkmaktadır.

Toprakta mikroorganizmaların ve diğer toprak canlılarının tür, miktar ve aktiviteleri de toprak oluşumunda önemlidir. İklimin bu etmenler üzerinde etkisi sonucu toprak nemi, toprak reaksiyonu, bitki besin maddeleri ve organik madde miktarında değişimler söz konusudur.

İklimin uzun süreli etkileri sonucu benzer iklimde oluşan topraklarda benzer özellikler meydana gelmekte, buna karşın farklı iklimlerde farklı toprak tipleri ortaya çıkmaktadır.

Sıcaklığın toprak oluşumundaki rolü de önemlidir. Sıcaklıktaki her 10 derecelik artış topraktaki kimyasal olayların artışına neden olmakta, hızını 2-3 kat artırmaktadır. Topraktaki kimyasal reaksiyonların hızındaki azalma veya artış toprak oluşumunu hızlandırmakta ya da geçiktirmektedir.

Organizma

Toprak oluşumunda organizmanın etkilerini şu şekilde sıralayabiliriz.

Mikroorganizmalar:En önemli faaliyeti organik maddenin mineralizasyonudur. Mineralizasyon; toprakta yaşayan çeşitli organizmaların aktiviteleri sonucu bitkisel ve hayvansal organik materyallerin parçalanıp, basit inorganik etmenlere ya da bileşiklere dönüşmesidir.

Mikroorganizmalar, minerallere ve minerallerin bileşimindeki elementlere etki ederek değişikler meydana getirir. Çeşitli organik ve inorganik asitler üretmek suretiyle birçok minerali eritir.

Liken ve algler gibi toprak organizmaları, çıkardıkları asitlerle kaya ve mineraller üzerine etki ederek bunları ayrıştırır. Diğer organizmalar ve minerallerin erime derecesini artırır. Bu şekilde kaya ve minerallerin kimyasal ve fiziksel parçalanmaları daha kolaylaşır.

Hayvanlar: Hayvansal populasyonun toprak oluşumuna etkisi mekanik yolla olmaktadır. Karıncalar, solucanlar, termitler ve roderntler toprağı birbiriyle karıştırırlar. Böylece mikrobiyal populasyonun toprak derinliği içinde düzenli dağılımı sağlanmış olur. Örneğin, işlenmemiş topraklarda hayvanların açtığı oyuklar toprağın havalanmasına ve iyi bir drenajın sağlanmasına neden olur, bu da toprak oluşumunu hızlandırır.

Bitki örtüsü:

Mineral materyal özellikle kayalar üzerinde yaşayan ve organik maddenin kaynağını oluşturan ilkel ve yüksek yapılı bitkiler, kayaların fiziksel parçalanmasında etkilidir. Çıplak kayalar üzerine ilk önce liken sporları konar ve çimlenerek kabuksu likenleri oluşturur. Kabuklu likenler salgıladıkları salgılar aracılığıyla kayanın üzerini parçalayarak ince bir tabaka meydana getirir. Bu tabaka toprağın oluşumunun başlangıcıdır.

Toprak oluşmaya başladıktan sonra yosunlar yaşamaya başlar ve yosunlar toprak oluşumunu daha ileri devreye götürür. Yosun toprak tabakasının kalınlaşmasını sağlar. Kalınlaşan bu toprak tabakası üzerinde geniş yapraklı, kısa köklü, bir yıllık otsu bitkiler yetişmeye başlar. Yetişen bu bitkilerin daha sonra kalıntıları toprak için organik maddece zengin toprakların oluşmasını sağlar. Böylece kayalar üzerinde organik maddece ve minerallerce zengin topraklar kalınlıklarını artırmaya devam eder. Kayalar üzerinde otlar, çalılar ve ağaçlar gibi yüksek bitkiler yetişmeye başlar. Bu bitkilerin kökleri kayalar üzerindeki çatlaklıklara girerek fiziksel parçalanmalara neden olur. Kısacası, bitki örtüsü hem fiziksel olarak hem de oluşturdukları organik artıklardan ileri gelen etkilerinden dolayı toprak oluşumunu etkilemektedir.

İnsanlar: Topraklarımızı hor kullanarak zaman içinde verimsiz olmasına neden olmaktayız. Yapılan hatalı uygulamalar topraklarımızı kullanılamaz duruma getirebilir. Özellikle çok eğimli topraklarda, toprağın eğime paralel yönde sürülmesi, ormanların tahribatı, hep aynı ortamda tek tip bitki yetiştirilmesi ya da anız bozulması gibi işlemler topraklarımızın yıkanmasına ve kayba uğramasına neden olabilir.

Yağışlı bölgelerde yağan yağmur suları ile kurak bölgelerde esen rüzgârlar toprakların verimliliklerini yitirmelerinde etkilidir. Toprak verimsizleşir.

İnsanlar gittikleri ortamda bitki örtüsü ve toprağın içerisinde yaşayan toprak canlılarının doğal yapısını bozmuşlar, doğadaki canlılar arasındaki dengenin bozulmasına neden olmuşlardır.

Topografya

İklimin ve özellikle suyun etkilerini hızlandıran veya yavaşlatan arazi şekilleri topografya da etkilidir. Topografya terim olarak; belli bir alandaki yükseklik farklılıklarıdır. Arazinin yatay, düşey, tepelik ya da dağlık oluşu ve eğimi bu dalda incelenir.

Aynı iklim koşulları altında, aynı ana materyal üzerinde oluşan topraklarda dik eğimli arazilerde doğal erozyon ve yüzey akışları fazladır. Eğim arttıkça ve toprak geçirgenliği azaldıkça erozyon şiddeti artar.

Özellikle toprak yüzeyinin çıplak olması, toprak geçirgenliğini azaltarak suyun eğim doğrultusunda akmasına ve beraberinde önemli miktarda toprağın taşınmasına yol açar.

Toprak drenajı (toprakta fazla suyun ortamdan uzaklaştırılması) da toprak oluşumunda önemli bir faktördür. Drenajın iyi olduğu ortamlarda olgunlaşmış topraklar yer alır. Drenajı kötü olan topraklarda ise suya boğulan bitki materyali ayrışamaz ve üst üste yığılır. Böylece toprak oluşumu geriler.

Arazi eğiminin yönü de toprak oluşumunda etkilidir. Kuzey yönleri güney yönlerine oranla daha nemli ve serindir. Bunun sonucu olarak özellikle kurak bölgelerde, kuzeye bakan yamaçlardaki bitkisel gelişme de daha zengin olmaktadır. Nem fazlalığı ve farklı bitki örtüsü, kuzey yamaçlarla güney yamaçlar arasındaki topraklarda faklılıklar yaratmaktadır.

Zaman

Ana materyalin ayrışma süresi toprak oluşumunda önemlidir. İklim, organizma ve topografyanın benzer olması halinde uzun süre etkilenen toprak, kısa süre etkilenmiş olanından daha olgundur. Ancak toprakların olgunluklarında geçen süreden çok, toprak gelişimini etkileyen etmenler daha çok rol oynamaktadır. Örneğin, nemli bir bölgede uygun oluşum koşulları altında gelişmiş toprak, kuru bir bölgedekine oranla daha olgundur.

Herhangi bir toprak özelliği zamanla değişmiyorsa çevresiyle denge durumundadır. Olgun topraklar bu şekildeki topraklardır. Toprakların olgunluğu veya yaşları genel olarak horizonların farklılığı ile ölçülmektedir. Horizonların sayısı arttıkça ve kalınlığı fazlalaştıkça toprak daha olgun kabul edilir.


Purchase this book or download sample versions for your ebook reader.
(Pages 1-32 show above.)